© 2022 by AGORA Creative Team
© 2022 by AGORA Creative Team
© 2022 by AGORA Creative Team
© 2022 by AGORA Creative Team


Neden
Rus Operaları ?

Bizi instagramda takip edin
© 2022 by AGORA Creative Team
Değerli Dostlarım,
Müzikte opera ilk olarak geç Rönesans’ta meşhur kültür ve sanat mezeni Medici ailesinin bitmek tükenmek bilmeyen bol ikramlı şenliklerinde misafirleri eğlendirmek için yemek servisi aralarında verilen küçük temsillerle başladı. 1567-1643 yılları arasında yaşamış Claudio Monteverdi bu dalda ilk eseri verdiğinde 1607 yılına gelinmişti. L’Orfeo; cehennemin dip çukurlarında sevdiği Euridice’yi arayan, şiirine lirinden dökülen tatlı nağmeleri katık eden ozanın hikayesi… İtalya çıkışlı, müzikle tiyatroyu ve hatta dansı birleştiren bu yeni ‘’eğlence’’ çeşidi kısa zamanda Avrupa’nın önemli saraylarına yayıldı. Versaille Sarayı’nda Lully (17. yy), Rameau (Ramo okunur, 18. yy) yarattıkları opera-bale janrı ile, Londra’da Purcell masque’ları (mask okunuyor, doğa üstü varlıklar ve kralların hayatından öğretili kısa operalar) ve başyapıtı Dido ve Aeneas operası ile Almanya’dan ithal Händel veya İngiliz adıyla Handle eski Roma tarihinden İran tarihine uzanan tarihi gerçeklerden ziyade entrikalı aşkları anlatan operaları ile bu müzik tarzını çok zenginleştirdiler.
‘’Söz müziğe, müzik söze (yani sözün müzik eşliğinde doğru telaffuzu, teknik terimle prosodie) olmazsa opera 200 sene içinde unutulmaya mahkumdur’’ diyen Gluck (Bohemya asıllıydı ama Paris’i vatan seçince ismi Glük olarak okunmaya başlandı), dahi Mozart, baba lakabıyla anılan Haydn, Fellini’nin Kapadokya’da Callas ile filmini çektiği Medea’yı besteleyen Cherubini, komik operaları ile ünlü Cimarosa 18. yy operasına damga vuran isimlerden bir kaçı. 19. yy Beethoven’in hürriyet ve erdem kavramlarına adanmış Fidelio’su ile açılır. Bu yüzyılın başından neredeyse sonuna kadar eser veren büyük isimler arasında İtalya’da Rossini, Bellini ve Donizetti’yi, Fransa’da Berlioz, Gounod (Guno okunuyor), Massenet (Massne okunuyor) ve Thomas’yı (Toma okunuyor) saymak gerekir. Almanya’da Weber’in Freischütz (frayşüts okunur, Keskin Nişancı demek) isimli operası hem halktan kahramanları ile bir ilkti hem de Almanya’da romantizm akımı operada bu eserle başladı.
Opera doruğa geç 19. yy ve 20. yy. başında Almanya’da Wagner, İtalya’da Verdi ve Puccini ile ulaştı. Puccini’nin izinden giden sınıf arkadaşları Mascagni ve Leoncavallo, çağdaşları Giordano ve Cilea gibi isimler Fransız tiyatro edebiyatından alıntıladıkları (bilhassa Victor Hugo ve Victorien Sardou) eserlerle altın notalar yazdılar. Wagner sonrası Alman müziğinde Richard Strauss bilhassa Salome operası ile çok önemli bir yer tutar. 20. yy Debussy ile operada empresyonizm ile karışık sürrealizmi yaşarken Ravel sürrealist komik alanda opera yazmayı tercih etmiştir.
Rusya’da opera önceleri (18. yy) Alman asıllı Çariçe Büyük Katerina’nın sarayına saray müzik direktörü olarak bilhassa Viyana ve Paris’ten ‘’ithal’’ olunan bestecilerin genelde İtalyanca veya Fransızca besteledikleri eserlerle girdi. 19. ve 20. yy’lar ise inanılmaz derinlikte, kah görkemli kah incecik aşk ezgileri ile dokunmuş müzikleri, efsaneler ve masallardan alınmış rüya gibi konuları, kadim Rus tarihinden seçilmiş epik hikayeleri ile apayrı bir devir. Mikael Glinka ile başlar Rus operası. Başyapıtı, bize de efsaneleri ile pek yabancı olmayan Kaf(kas) Dağı arkalarında geçen maceralı masalsı konusu ile Ruslan ve Lyudmila’nın uvertürü hala gayri resmî Rus milli marşı sayılır. Operanın teknik terimlerine ‘’melodik reçitatif’’ kavramını kazandırmış Dargomyzjski (Dargomijski okunuyor), Rus beşlerinden Mussorgsky ve Borodin’in kadim Rus tarihinden seçilmiş konuları ile görkemli epik eserleri, Rimsky-Korsakov’un masal operaları, Beşlerin hiç hazzetmediği Tchaikovsky’nin süper romantizmi ile müziğe kavuşmuş Pushkin şiir-romanları Evgeni Onegin (Yevgeni Ozyegin okunuyor) ve Pink Damı Rus Operası deyince akla ilk gelenler.20. yy Rus Operası Rachmaninoff Prokofyev ve Shostakovich sayesinde ağırlığını ortaya koymakta.
Böylesine önemli ve güzel olmalarına rağmen Rus operaları, yukarıda saydığımız tüm dönemlerin Avrupa bestecileri ve eserlerine dünyanın önemli müzik merkezlerinde ve festivallerinde sıkça yer verilirken, nedense çok ender olarak dünya sahnelerinde ağırlanır. Bunda belki Rusça’nın melodik bir lisan olmasına karşın opera dinleyicisi arasında pek konuşulmaması veya anlaşılmaması yanında Rus Operalarını layıkiyle sahneye koymanın çok detaylı sahneleri ve dekorları, inanılmaz ince işçilikli kostümleri, kalabalık koroları çok sayıda solistleri ile epey yüklü bir bütçe gerektirmesi gösterilebilir. Günümüzde bu operaları seyretmek ve dinlemek için en iyi seçenekler Moskova’daki Bolshoi ve St. Petersbourg’daki Mariinskii tiyatrolarıdır. 8 haftalık kursumuz boyunca bu iki opera evinden karşılaştırmalı sahnelerle sunacağız seçtiğimiz eserleri.
Rus opera tradisyonu da hayli eskidir. Önceleri tüm güzel sanatlar gibi tiyatro, bale ve opera da asillerin desteğinde, asillerin saray tiyatrolarında gerçekleştiriliyordu. Sanatçılar ‘’serf’’ yani köle sınıfındaydılar ve ses güzellikleri bir şekilde keşfedilmiş gençlerden oluşurdu. Çok yeteneklileri eğitim için Fransa veya İtalya’ya yollansa, büyük mücevherler bahşedilse hatta patronları ile aşk hayatı yaşasalar bile kölelikleri çok ender olarak kalkıyordu. Geç 19. yy’da para yavaştan tüccar ve sanayici sınıfın eline geçtiğinde halkın da gidebildiği büyük tiyatrolar açıldı. Bu da operanın zaten edebiyata ve şiire çok açık kitlelere yayılmasını sağladı. Opera bu sayede sosyolojik bir kimlik de kazandı.
Derslerimizde genel bilgilerden seçtiğimiz operalar üzerine detaylı bilgi yanında perde arkası hikayelere ve oluşum tarihçelerine de yer vereceğiz. Dersleri hafta hafta planlarken operaları bestecilerine göre değil içeriklerine göre sıralamayı tercih ettik. Kadim Rus tarihine ait epik operalar, konuları masal ve efsanelerden alınmış operalar ve çıkmaz aşk hikayeleri ile örülü romantik operalar. Büyük şair Pushkin nerede ise tüm bestecilerin baş ilham kaynağı.
Edebiyat ve müziğin görkemli görsellerle harmanlandığı sekiz haftalık serimizi ilgi ile takip edeceğiniz umuyor sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Muammer Erboy
Müzik Dedektifi
AGORA AKADEMİ

